NAPIYORUM LAN BEN. blogum blogum canım blogum. dert ortağım, yoldaşım.
Geri döndüm sana. diğerleri edebi edebi takılsınlar. onlara da yazarım arada. AMA SEN.
günlüğüm oldun utandım bi ara senden. NE SAÇMA ŞEYMİŞ LAN.
eeheheh. dur. yeni haberlerle dönücem sana. caaanım blogum. bidenecik blogum.
20 Haziran 2010 Pazar
20 Mayıs 2010 Perşembe
Arkadaşım olmaması gereken ama yine de yanımda olmasını istediğm birini kaybettim.
Kaybettim de etmedim aslında.
Üzgünüm. Hastayım. Napacağımı bilemiyorum.
Biraz yorgunum. Biraz seviyorum.
Birazdan daha fazla seviyorum.
Çokça üzülüyorum.
Bu kadar.
3 Mayıs 2010 Pazartesi
1 sene.
Çünkü bir sene oldu ben burayı açalı.
Koooskoca bir sene.
Vazgeçmem kolay olmuyor. Burda koskoca bir senem yatıyor. Hergün girip yazdığım 1 sene. Dile kolay be.
Valla.
İyi ki doğdun Çikolata Kız.
İyi ki açmışım bu blogu.
İyiii ki.
Ama içimde devam edememenin üzüntüsü var hala. 1 senede pes etmenin.
neyse.
29 Mart 2010 Pazartesi
It's time to say goodbye.
Ben az önce bi karara vardım.
Bilmiyorum, döner miyim kararımdan; ama artık bu blogun gitme vakti geldi.
1 sene oldu Çikolata Kız'ı açalı.
Buraya kara kara "öff ne yazayım ki yeaa" diye düşüneli bir sene oldu.
Sonra bırak ne yazacağım diye düşünmeyi, post abandığım günler oldu.
Ama sanırım bitmesi gerek.
Şu an acayip duygulandım. Ama ne bileyim.
Uçandepik var. O tanıştırdı beni blogspotla. Ne güzel oldu.
Sonra Finduilas var. İlk izlemeye başladıklarımdan biri.
Lassombra var. Ay o kadar çok ki. Herkesi yazmak istiyorum şuraya. İzlediğim herkesi.
Çok seviyorum ben sizi.
Bir sürü küçüklük hikayem var bu blogta. Bırakıp gidiyorum. Arada açar okurum.
Gülerim, eğlenirim. Siz de okuyun arada.
Of. Bitiricem burda.
Belki böyle belirli günlerde girer, 1-2 post girerim ama fazlası olmaz.
Tanıdığım, tanımadığım farketmez. Burda bulunan herkesi gerçekten çok seviyorum.
Bir sürü arkadaşım oldu. Ay bitiremedim konuşmayı. Sanki blog yazmayı bırakıyorum he.
Of.
İyi ki varsınız.
Sadece diyecektim ki,
Güle güle çikolata kız!
Hoşgeldin patates püresi.
Sonra işte.
Bu hafta sadece pazar günü ailecek dışarı çıktık ya.
O çok koydu. Çok ama böyle. sfjhgsbfg
Çok fena hayallerim vardı. Hala Alice'e gidemedim ben! Çok üzülüyorum.
O değil de, İZMİRDE YASTIK SAVAŞI VAR!
3 Nisan'da, Alsancak'ta. Müthiş eğlenceli olur.
Saat 5'ten 10'a kadar falanmış. Ama imkansız tabi gitmem.
Bu daha da üzücü değil mi allaaasen?
Neyse. Konser programları da açıklanıyor. İstanbul'a gideyim bi. bi gideyim. Hepsin gitmek istiyorum konserlerin. Heeepsine.
Haftaya da alan seçimleri için özel toplantılar yapacaklarmış.
Of çok mutsuzum. Ne seçeceğim konusunda hala bir fikrim yok. Ya yabancı dil ya sözel ama sayısalcı olmam konusunda çok fena baskı yapacaklar.
Ben sanatla ilgilenmek istiyorum ama. Napsam bilemedim açıkcası. Sayısal asla seçmem de sözel konusunda da tereddütlerim var. Çünkü bilinçli seçmiyor bölümünü kimse. Adamın matematiği, fen grubu falan hep 3. Sayısalcı olacağını söylüyo. Şaka gibi ya. Bir amaçları yok. Deli oluyorum. Çok kızıyorum. Bananeyse. Ama öyle. Onlar yüzünden aptal saptal insanlar sözel seçiyor.
İşte böyle cimcimelerim. hahah.
Özlemişim.
Neyse. hadi görüşürük sonra öptümsss. bayssss. XD
15 Mart 2010 Pazartesi
Tesadüf-Şans
Ben mesela. Tesadüfleri severim. Çok da tesadüf olur hayatımda.
Burdan da anlaşılacağı gibi bugün tesadüf yaşadım.
Kapıda kaldım ben. Sabah anahtarımı koyuyordum tam, köpeğimin ayağını sileyim, saçımı toplayayım derken unutmuşum. eve bir geldim, anahtarım yok!
hah dedim boku yedik. sonra B'lere gideyim dedim. Bir de ne göreyim?
Elma, onların karşı komşusu. Tanıdı tabi beni. B ablayla dedikodusunu yaptık biraz. Bebeklerle oynadım. Sonra eve geldim.
Kıssadan hisse, tesadüfler güzeldir.
O değil de, şimdi tesadüf diyince aklıma geldi. Ben şanslı mıyım bilmiyorum hiç. Yani ne bi çekilişten bir şey çıktı, ne bi lotodan para çıktı. Sadece biliyorsunuz blog çekilişinden kitap çıkmıştı. O kadar. Ama kendime şanslı demeye devam ediyorum. Bilmiyorum. Ama şanslıymışım gibi. Çok garip* geliyor.
*Bu sözcük ömrümün sonuna kadar benimle olacak galiba. Kurtuluş yok sanırım. Haha.
